AN’KARAR

Resmi yazışmaların üşengeç durgunluğunda, yüce makamların çekişmeleri arasında geç kalan hayatlarımız, tıpkı doldurulmayan ajandalara benziyor… Yıllar sonra elimizde bulunan zamanı geçmiş içi boş ajandalara…

Akademik hayat aslında hayalimin ta kendisi idi… Ama aslında hayalimin ta kendisi olduğunu uzakta olduğum şu anlarda anlıyorum. Yine önümde tamamlamam gereken prosedürler olacak…

Sana kavuşmam için ya zaman, ya uzaklık ya da maddi anlamda bir şeyden taviz vermeliyim değil mi? Yoruluyorum…

Yanlış anlama senden değil…

Hayattan…

Çok yoruyor…

An kararıyor gözlerimde…

Senin şehrin kararıyor… Ama yine de o karanlıkta olmak istiyorum…

Beş parasız…

Bekleyişler, umutlar, umutsuzluklar… Aslında hepsi birilerinin üşenerek baktığı o kağıtların arasında uçup gidiyor…

Basit bir imza oysa ki, basit bir antetli A4 kağıda atılacak olan laf kalabalığı, sözde dünyayı kurtaracak olan ciddiyetle, resmiyet saçmalıkları…

İlanlar, duyurular, sınavlar, mülakatlar, açıklanmayan sonuçlar…

En itibarlı kurumların bile yaptığı vurdumduymazlıklar…

Hayat…

Resmi kurum…

Özel kurum…

Ben…

Sen…

Ve gelecekteki biz…

Nerde olacağımızı kesinlikle bilmiyorum…

Bu yüzden…

An’kararsızım…