HER ŞEYE RAĞMEN

İçimde birbirine düşman bir şair ve yazar var. Ne zaman bir yazı yazmaya kalksam şairin gönlü kalıyor. Yazar ise mağrur, diğerini tercih edince günlerce konuşmuyor… Yolda yürümek, düşünmek, kitap okumak, kod ile uğraşmak artık hep bu iki üstadın kavgaları ile harab olmuş durumda… Bu da yetmezmiş gibi, ilham perileri ile hiç bu kadar çok toplantı yapmamıştım… Doğaya, güneşe, yıldızlı gökyüzüne, yollara, sanat eserlerine, insanlara, sevgililere, anne babalara ve en önemlisi kendime hiç bu kadar derin bakmamıştım. Bakamamıştım… O yüzden bu sefer ikisini barıştırmak adına bu yazım bir kuple: “ikisi bir arada”…

***

Ne garip şeydir şu aşk… İnsanın en derin yerlerinden yarene doğru sonsuz bir sevgi akması, gerçekten tarifi imkansız bir duygudur. Kör eder insanın gözünü… Yüreğini burkar… Kimseyle denk tutturmaz onu… Kıskanır herkesten, her şeyden… Öyle bir korkulur ki, biri yareni üzer mi diye, dokunsanız ağlayacak hale gelirsiniz. Hassaslaştırır her şey sizi… Onun için öyle bir güç taşırsınız ki, ufak bir gamzesini görmenizle dünyaya meydan okur haldesinizdir. Ama öyle bir üzüntü de taşırsınız ki, ufak bir alaycı tavırında dünyanın en değersiz insanı gibi hissedersiniz kendinizi… Belki de şu satırları öyle bir yaşarsınız ki, çaresiz dua edersiniz ve tartışırsınız sürekli onun yüreğini başkasıyla dolduran Tanrınızla… Adalet umarsınız, hukuğun olmadığı diyarlarda, sürekli hor görülerek…

***

Her şeye rağmendi aşk,

Kiracısı olduğum kalbinde…

Yaşıyorum,

En ağır kontratı imzalayarak…

Çok hor kullanmış benden önceki

En güzel odamın bile tavanı akıyor

Güneş alan tek bir odamsa,

Bana kilitli,

Umut veren…

Her şeye rağmendi aşk,

Kırık kapılar ardında yaşarken

Soğuktu geceler…

Yalnızlığımı yorgan edindim kendime,

Başıma kadar çektim…

Konuşamasın benle çivi çakılmış duvarların

Söktürmediğin resimlerle beraber…

Her şeye rağmendi aşk,

Onarmayı seçtiğim

Belki de en güzel mekandı

Boyasız, cilasız, susuz…