NEYDİ?

Bu yazıda tüm ilham perilerini yardıma çağırıyorum. Öyle bir yazı yazmak istiyorumki, içindeki tüm duygular özgür kalsın istiyorum… Eros bir kez daha yardım etsin istiyorum; mümküse iki dozaj okla…

Eskiden dünyada benden iyi insanlar olduğunu düşünürdüm. Onları hep büyük ve daha üstün görürdüm. Mütevaziliği düstür eylemişken, en sevdiğim kişiyi bile elimden alsalar anlayışla karşılardım. Neydi o eski ben? Beni bu kadar iyi yapan ya da aptal…

Din mı?

Şimdi tam tersini düşünüyorum, yoruldum insanları taşımaktan. Etrafımdaki herkesi kendimden küçük ve aciz görüyorum. Öyleler… Bunu artık anlamışken, eski kendime göre ise, kendim bu durumdayım… Annemin beni yetiştiriş tarzını anlayamıyorum… Ne amaçladı ki iyi bir insanla? Bu dünyada herkes ölmeyi haketmişken… Neydi beni bu kadar Pollyanna yapan…

Dostluk mu?

Yaralı bir insan “ne olur yanımda ol” diye ağlarken, neydi bendeki o teselli etme sağduyusu? Bir ateşin içine atılacağımı görüyorken, neydi bu İbrahim (a.s) vari cesaretim? Her zaman galibinin açık ara ben olduğum oyunda, neden diskalifiye olmak zoruna idim? Neydi beni oyuna dahil eden ve atan? Hiç gereği yokken…

Kader demeyeceğim… Şans mı? Bahtsız bedevi misali…

Artık çok iyi anlıyorum. Aşk varsa; o, asıl sevişmeden sonra başlayandır…” diyor üstad Cezmi Ersöz… İnanıyorum artık. Asla yapmayacakken… Dokunmanın bile gereksiz olduğunu düşünürken… Neydi beni buna ikna eden? En masum öpücüğümde bile haykıramadığın güzellikler varken… Tanımlayamadığın o duyguyu, basit bulmanın neydi sebebi?

Zaman mı?

Keşke bana dokunmasaydın sevgili… Kendi halimde devam etseydim yoluma. Yarenin tadını bilmediğim dünya acısızdı… Dertsizdi… Hangi özür düzeltir ki artık beni? Hangi af dileme… Bunun böyle olacağını önceden sen görebiliyorken… Hangi cesaret yola çıkardı seni? Neydi sendeki bu pervasızlık? Ben saftım… Benim için kutsaldın, tüm kadınlar gibi… Neydi bende mantık süzgecine takılma sebebin, mantıksızlıkla beraber…

Avuntu mu? Değil biliyorum ama bulamıyorum başka seçenek…

Doğru insan saçmalığı… Her zaman yanlışını denemişken. Kim doğru idi bu dünyada? En doğrusunu elinin tersi ile itmişken, neydi güyalar… Neden hissedarlarım olmak zorunda idi kalbinde… Bana ait topraklarda birinci kalite sevgi rezervleri birkaç metre derinde iken, neydi başka arazilerde kilometrelerce sondaj çalışmalarının sebebi?

Şu lanet kural… Kaçan kovalanır prensibi mı? Mevlana’nın olayı misali…

Merhamet et, incitme sevgili. Senden sonra, sokak aralarında gözyaşı saklamak nedir bilir misin? Sokak aralarını bilakis seçmek… Utanmak… Ve romantizmin bi ota yaramadığını anlamak ne kadar acıdır… Neydi beni sana sürükleyen hala?

Aşk mı? Kesinlikle evet… Ama diğerleri gibi değil, kimsedeki gibi değil… Belki üstad Fuzuli’nin dediği gibi…

“Bende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var

Aşık-ı sadık benim Mecnun’un ancak adı var”

Geleceği görüyorum, senin kehanetlerinin aksine… Orada sadece mutluluk var. Asla tadılmamış ve asla bozulmamış olanından… Neydi bu kabusların sebebi uyanıkken gördüğümüz… Ve hala neydi sebebi bu yazıyı yazmama sebep olan?

Sayıklıyorum…

Neydi?

Neydi?

Neydi?

Ne…